Bir partiyi hayal edin. Herkes eğleniyor, kenarda sessizce duran biri var, kimseyle konuşmuyor, telefonuna bakıyor. Dışa dönük birine sorun, "onunla ilgili ne düşünüyorsun" diye. Genellikle aynı üç kelimeye çıkar: asosyal, mutsuz, hatta sinsi. Ben de bir içe dönüğüm, ve bu videoyu çektikten sonra bir sürü içe dönük gelip "ben kötü bir şey yaptığımı sanıyordum, bende bir eksiklik olduğunu düşünüyordum" dedi. Oysa öyle değil.

Amigdala sizden 50 kat hızlı çalışır

Hayatınızda ilk kez biriyle karşılaştığınız anda amigdala çok hızlı bir hareket yapıyor, siz farkına bile varmadan bir karar veriyor. Korteksiniz bunun farkında değil, çünkü amigdala bunu 50 kat daha hızlı yapıyor. Bir kişiyle ilgili gördüğümüz şey davranışlar, yarım gördüğümüz, tahmin ettiğimiz duygular ve düşünceler. Ama altta bir sürü mekanizma çalışıyor, ve biz o mekanizmayı göremediğimiz için insanları hızlıca etiketliyoruz.

İçe dönük ne demek, dışa dönük ne demek

Herkes bir buzdağı, ve herkes kendi buzdağından bakarak dünyayı okuyor. Dışa dönükler bilginin ve etkinin genişliğiyle ilgilenir, bu bilgi ne kadar yere yayılıyor, karşı tarafta nasıl bir etki yaratıyor diye bakar, o yüzden çok bilgiye ulaşma eğilimindedirler. İçe dönükler ise bilginin derinliğiyle ilgilenir. Small talk denen o havadan sudan konuşma biçimi içe dönük için zor, çünkü derinliğe inmeden bir konuşmanın anlamı yok gibi geliyor. İçe dönük, tanımadığı bir ortama girdiğinde aslında olmak istediği yer bellidir: bir köşede durmak, mümkünse evinde olmak, kitabını okumak. Ama bir taraftan da sosyalleşmesi bekleniyor, işte o çatışma orada başlıyor.

Johnny Depp de Barack Obama da içe dönük

Bunu söylediğimde şaşıranlar oluyor. İçe dönüklük, sahnede olmamak, konuşmamak demek değil. Johnny Depp, Hollywood'un o kalabalık ortamında hiç takılmaz, kendi kafasında bir yerdedir. Barack Obama içe dönüktür. Katherine Briggs ve Isabel Briggs Myers, Carl Jung'un fikirlerinden yola çıkarak bunu bir modele döktüler, Myers-Briggs testi ortaya çıktı. Bilim adına yapılmış bir çalışmaydı, sonra iş dünyası bunu fark etti, işe alırken, görev dağıtırken kullanmaya başladı.

Uyumlanmış davranış, kendi seçiminiz olmalı

Bir de "uyumlanmış davranış" diye bir kavram var: içe dönüklerin ortamın kendilerine zorladığı bir davranışı değil, kendi seçtikleri bir davranışı sergilemesi. Freud'un buna dair güzel bir tespiti var: dışa dönükler hazzın peşinden koşar, içe dönükler ise acıdan kaçmaya çalışır. Şirketlerde bu ayrımı bilmeden yönetmeye çalıştığımızda, sessiz kalan çalışanı ilgisiz, katılımsız ya da "ekip oyuncusu değil" diye etiketliyoruz. Oysa o kişi belki de en derin analizi, en isabetli fikri üretecek kişi, sadece konuşma biçimi farklı.

Reçete

Ekibinizde toplantılarda hiç konuşmayan ama yazılı olarak çok net görüş bildiren biri var mı? Onu susan biri olarak değil, farklı bir işleme biçimine sahip biri olarak görün. Toplantı öncesi gündemi paylaşın ki içe dönükler düşünmeye zaman bulsun, herkesin anında fikir üretmesini beklemeyin. Ve kendi ekibinizi işe alırken ya da görev dağıtırken, "bu kişi konuşkan değil" yargısını bir kenara bırakıp "bu kişi neyi derinlemesine düşünüyor" sorusunu sorun.

Siz kendinizi ya da ekibinizdeki birini içe dönük olduğu için mi, yoksa asosyal olduğunu düşündüğünüz için mi yanlış değerlendirdiniz?