Yazılar
Bugün Yaşasalardı Yapay Zeka İçin Ne Derlerdi?
Bazen bir konuyu anlamanın en kolay yolu, o konuyu hiç tanımadığı bir döneme ait birine sormaktır. Sokrates, Alan Turing ve Atatürk'ü bugüne, yapay zekanın şirketlerin gündemine oturduğu bu döneme taşırsam, üçü de bana aynı şeyi farklı açılardan söylüyor gibi geliyor, teknoloji sizin yerinize düşünmüyor, sizin yerinize düşünmeyi bırakmanız için bir bahane oluyor.
Sokrates: hazır cevap, düşünmenin yerini tutmaz
Sokrates bugün yaşasaydı size şunu sorardı, eğer yapay zeka sana hazır cevaplar veriyorsa sen ne zaman kendi aklınla düşüneceksin? Sert bir soru, ama tam da eleştirel düşünmenin kalbine dokunuyor. Yapay zeka bir cevap üretiyor, bunda sorun yok. Sorun şu, doğru soruyu sormak ve üretilen cevabı kontrol etmek hâlâ insanın işi, yapay zekanın işi değil. Yapay zeka size bir çıktı verdi diye aklınızı kiraya vermiş olmuyorsunuz, en azından olmamalısınız.
Buna "kimin zamanı var bunca sorgulamaya, patron hız istiyor" diye itiraz edilebilir. Ama rakamlar tam tersini söylüyor. Amerika'da üretken yapay zeka için yapılan yatırımların büyük bir kısmının beklenen geri dönüşü sağlayamamasının sebebi tam olarak bu, yatırım yapılırken eleştirel düşünme devreye sokulmamış. Doğru yere yatırım yapabilmek için önce doğru soruları sormanız gerekiyor. Yani sorgulamak kısa vadede zaman kaybı gibi görünse de, uzun vadede şirketin parasını doğru yere koymasını sağlıyor.
Alan Turing: teknolojiyi anlamadan yönetemezsiniz
Alan Turing bugün yaşasaydı muhtemelen bir yapay zeka danışmanı ya da bir yapay zeka şirketinin kurucusu olurdu. Bilgisayar biliminin babası olarak anılan birinin liderlere vereceği uyarı da tahmin edilebilir, ne yaptığınızı anlamadan bir teknolojiyi yönetemezsiniz. Bunu söylediğinizde hemen bir itiraz geliyor, her lider algoritma mı öğrenecek şimdi, mühendisler bunun için yok mu? Hayır, mesele kod yazmayı öğrenmek değil. Yapay zeka okuryazarlığı, yapay zekanın ne olduğunu, ne yapıp ne yapamayacağını bilmek demek. Kod yazmak elbette mühendislerin işi, liderlerden bunu beklemiyoruz. Ama liderlerin yapay zekanın sınırlarını iyi bilmesi gerekiyor, aksi halde ne doğru soruyu sorabilirler ne de ekiplerine doğru bir yön verebilirler.
Atatürk: yapay zeka bir IT projesi değil, bir dönüşüm meselesi
Atatürk bugün bir CEO olsaydı yapay zekayı iş dünyasında nasıl kullanırdı diye sorulduğunda dürüst olmak gerekirse onun adına konuşmak kolay değil. Ama dönüşümcü bir liderin nasıl davranacağını konuşabiliriz. Çoğu şirket yapay zekayı sanki bir IT projesiymiş gibi ele alıyor, bir yazılım kurup işi bitmiş sayıyor. Oysa bu tam tersi bir mesele, dönüşümcü liderlik gerektiren, insanların yeni yetkinlikler kazanmasını gerektiren, kültürel bir değişim gerektiren bir konu. Dönüşümcü bir lider herhalde önce kendisi öğrenirdi, sonra ekibine bir vizyon katıp onların bu değişimi nasıl daha iyi kullanabileceklerini gösterirdi. Böylece ekip de bu dönüşümün bir parçası, dışarıdan izleyen değil içinde olan bir taraf haline gelirdi.
Üç ders, tek bir mesaj
Sokrates size soruyu bırakın diye değil, sorgulamayı bırakmayın diye uyarıyor. Turing size kod yazın demiyor, ne kullandığınızı bilin diyor. Atatürk size bir yazılım kurun demiyor, insanları bu değişime hazırlayın diyor. Üçü de aynı yere varıyor, yapay zeka bir araç, onu doğru kullanmak isteyen şirketin önce insan tarafını, düşünme tarafını, öğrenme tarafını sağlama alması gerekiyor. Teknolojinin kendisi hiçbir zaman yeterli olmuyor.
Sizin şirketinizde yapay zeka bir IT projesi mi, yoksa gerçek bir dönüşüm meselesi mi?