Değerlerimi 40 yaşında öğrendim. Öğrendiğimde ilk sorduğum soru şuydu: bu kadar hayatım için önemli olan bir şeyi bana niye daha önce kimse anlatmadı? Yirmi yıla yakın beyaz yakalı olarak çalıştım, iyi şirketlerde çalıştım, bir sürü eğitim aldım. Sonra fark ettim, aslında anlatılmıştı, ama teoride kalmıştı, hayatıma nasıl dokunduğu hiç gösterilmemişti. Bugün size onu, teoride değil, hayata dokunan yeriyle anlatmak istiyorum.

Değer nedir, en iyi tanım hangisi

Değerlerle ilgili birçok tanım var: "yaşama ve çalışma şeklimiz için önemli olduğuna inandığımız kavramlar", "kim olmak istediğimizin temel seçimlerini yansıtırlar". Bunlar doğru ama teoride kalıyor. Bana sorarsanız en iyi tanım şu: kritik karar alma anında başvurduğumuz referans noktası. Bir şirkette on yıldır çalışıyorsunuz, rakipten hiç mi teklif gelmedi? Muhtemelen geldi ama gitmediniz, çünkü değerlerinizde bir şey uygun gelmedi. Üniversitede tanıdığınız bir arkadaşınızla hâlâ neden yakınsınız? Muhtemelen değerleriniz çok benziyor, kritik karar anlarını benzer şekilde geçtiniz.

Değerler somut değil, soyuttur

Sınıfta sorduğumda insanlar "aile" der, "para" der. Ama bunlar değer olamaz, çünkü somuttur. Sorarım: aile senin için ne ifade ediyor? Cevap gelir: sevgi, güven, sadakat, bağlılık. İşte asıl değer bunlar. Para dendiğinde de sorarım: çok paran olsa ne olurdu? Biri "başarılı olurum" der, biri "özgür olurum" der. Aynı kelimenin altında bambaşka değerler yatıyor olabilir.

Değerler nerede öğrenilir, değişir mi

Değerlerimizi önce ailemizden öğreniyoruz, yemek masasının etrafında, sonra okulda, toplumda sosyalleşerek. On sekiz yirmi yaşlarına geldiğimizde ilk değer mekanizmamız oluşuyor. Kimsenin tek bir değeri yok, bir listemiz var ve bu listenin bir sıralaması var. Sınıfta bir deney yaparım: beş yıldır çalıştığınız, performansı yüksek bir ekibin başına geçme teklifi geliyor ama şartı şu, herkesi işten çıkarıp yeni bir ekip kuracaksınız. Kabul eder misiniz? Çoğu etmiyor, çünkü adalet ya da arkadaşlık değeri, başarı değerinden daha yukarıda. Kimsenin değerini yargılamayın, o değer çocukken oraya yerleştirildi, sizin hiçbir tasarrufunuz yokken.

Değerler değişir mi diye psikiyatrıma sordum. "Mümkün değil, mümkün olsa bile o zaman Murat, Murat olur muydu?" dedi. Değerleri ancak büyük duygusal travmalar değiştiriyor, kontrollü bir şekilde değil.

Johnson & Johnson, değerlerin en net kanıtı

1981'de Chicago'da biri Tylenol kutularına siyanür katıyor, sekiz kişi ölüyor. Şirketin hiçbir suçu yok ama ürünleri ve markası tehlikede. Johnson & Johnson 31 milyon kutuyu topluyor, imha ediyor, yerine yenilerini koyarken bugün hâlâ kullandığımız kurcalamaya karşı korumalı kapağı ilk kez onlar getiriyor. Pazar payları yüzde 37'den yüzde 7'ye düşüyor, sonra yüzde 30'a geri çıkıyor ve büyük bir itibar kazanıyorlar. Bunu yapmalarının sebebi bir prosedür değil, Credo dedikleri, "insanlarımızı önemseriz" diyen bir değer metni. Hiçbir prosedür kitabında "pandemi olursa şunu yapın" yazmıyordu 2020'de de, kimse geri dönüp değerlerine baktı.

Reçete

Şirketinizin değerlerini gerçekten biliyor musunuz, yoksa duvarda asılı bir metin mi onlar? İşe alırken adayın değerlerinin şirketle örtüşüp örtüşmediğine bakıyor musunuz? En son ne zaman bir kararı "değerlerimize göre böyle olması lazım" diyerek aldınız? Ve en önemlisi, o şirkette en son ne zaman bir kırılganlığınızı paylaştınız? Charles Feltman'ın güven tanımı şu: benim için kıymetli, kırılgan bir şeyi korumasız şekilde cesaret ederek sana verme seçimi. Peter Drucker'ın dediği gibi, kültür stratejiyi kahvaltıda yer.

Sizin şirketinizin değer mekanizması nedir, ve siz onu son ne zaman bir karar anında gerçekten kullandınız?