Beyaz yakalılardan çok şey bekliyoruz. İyi okullarda okudular, dirsek çürüttüler, iş hayatına girdiler, şimdi de "kendinizi daha çok geliştirin" diyoruz. Bu konuyu Max Teknoloji Merkezi Eğitim ve Gelişim Direktörü Merve Ergin Tosun'la konuştum, çünkü kendisi de benimle aynı işi yapıyor, yetişkin eğitimi ve gelişimi alanında.

Türkiye 0.84, dünya 1.86

Beş yıldan fazla süredir 34.000 profesyonele eğitim verdiklerini, bunun %60'ının saha çalışanı, geri kalanının üst düzey yönetici ve uzman olduğunu anlattı Ergin Tosun. Ama beni durduran rakam şu oldu: 650'den fazla kuruma verdikleri dijital dönüşüm olgunluk değerlendirmesinde, Türkiye'nin eğitim-gelişim boyutundaki skoru 5'li skalada 0.84 iken dünya ortalaması 1.86.

Bunun iyi tarafı da var dedi Ergin Tosun: dünya da bu konuda çok yol kat etmiş değil, bu bizim için bir fırsat penceresi.

Önce teknoloji, sonra "neden çalışmadı"

Benim gözlemimi paylaştım: şirketler dijital dönüşüme çıkarken önce teknolojik altyapıyı planlıyor, bütçesini ayırıyor, aksiyonlarını belirliyor. Bunu kullanacak insanların buna yetkin olup olmadığı sonradan, beklenen performans alınamayınca gündeme geliyor. Ergin Tosun bana hak verdi ve bunu üç katmanla açıkladı: önce zihniyet, yani "ben kendimi geliştirmeliyim" isteği ve motivasyonu; sonra beceri, yani bunu hayata geçirmek için ne öğrenmem gerekiyor sorusu; en sonunda araçlar geliyor.

Yani sıralama ters çevrilince sorun çıkıyor. Şirketler araçtan başlıyor, isteklilik ve beceriyi atlıyor, sonra "neden çalışmadı" diye geri dönüyor.

Liderin görmesi gerekiyor

Üst düzey yöneticilerle çalışmalarında önce vizyonu netleştirmeye odaklandıklarını, örneğin bir yapay zeka konusuysa kullanım senaryolarını Max'teki dijital fabrikada bizzat görmelerini sağladıklarını anlattı. Teorik bilginin somutlaşmış hali, dedi. Bu vizyon netleştikten sonra orta kademe yöneticiler devreye giriyor, çünkü onlar vizyonu aşağı indiren, ekip içindeki beceri eksikliğini bizzat gören kişiler.

Prompt mühendisliğinden önce gelen şey

Şirketlerin sık yaptığı bir hatayı sordum: önce prompt mühendisliği eğitimi aldırmak, sanki bunu öğrenince herkes yapay zekayı hemen kullanacakmış gibi. Ergin Tosun'a göre bu eksik bir sıralama. Prompt mühendisliğinden önce eleştirel düşünme, analitik bakış açısı, problem çözme, yaratıcılık gibi temel becerilerin gelişmesi gerekiyor. Çünkü yapay zekanın verdiği çıktıyı eleştirel bakışla değerlendiremiyorsanız, "kopyala yapıştır" ilerlemek istediğiniz sonucu vermiyor.

Bir de geri bildirim meselesi var: yapay zekaya verdiğiniz geri bildirim, sonraki çıktıların kalitesini doğrudan etkiliyor. Bu da eski tip bir IT projesinden farklı, yapay zeka sizinle birlikte öğreniyor.

Reçete

Ergin Tosun'un İTÜ ile yürüttükleri iki yüksek lisans programı da bu mantığı yansıtıyor: biri işletme ve teknoloji odaklı, ticari tarafa; diğeri büyük veri ve iş analitiği odaklı, teknik tarafa yönelik. İkisinde de amaç aynı, önce farkındalık ve isteklilik, sonra beceri, en son araç.

Kendisine bir de kişisel soru sordum: 21 aylık oğlu için teknolojiyle ilişkisini nasıl kurguluyor. Doktorların önerisiyle 0-3 yaş arası ekran maruziyetini minimumda tutmaya çalıştığını, ama asıl amacının çocuğunun kendini değişen dünyaya adapte edebilme becerisini, yani "resilience"ı geliştirmek olduğunu söyledi.

Bu bana şirketler için de geçerli bir prensip gibi geldi: önce adapte olma isteğini ve becerisini geliştirin, araç her zaman gelir.

Siz şirketinizde ya da kendi gelişiminizde önce hangisine yatırım yapıyorsunuz, araca mı, isteğe ve beceriye mi? Sıralamanızı fark ettiğinizde bana yazın.