Yazılar
Dövüş Kulübü'nün Kuralları Aslında Şirket Kültürü Dersi
Dövüş kulübünün ilk kuralı: dövüş kulübü hakkında konuşamazsınız. İkinci kural da aynı. Ne olursa olsun burada olan burada kalır. Bir yandan gizlilik var, bir yandan da paradoksal bir güven: seni buraya aldık, bizden birisi olduğuna güveniyoruz diyor. Fight Club, üstündeki filmsel katmanı sıyırıp aşağı indiğinizde aslında bir şirket kültürü dersi. İlkeler suyun üstündeki katman, altında ise bazı değerler yatıyor.
Değer nedir, nasıl anlaşılır
Değerler kavramsaldır, somut şeyler değer olamaz. Para bir değer olamaz, aile bir değer olamaz, ama onların bizde ifade ettiği şey soyutlaştığında değer oluyor: güven, sadakat, özgürlük, adalet. Değerlerin en sevdiğim tanımı şu: kritik karar alma anında başvurduğumuz referans noktası, yani bir pusula. İşe alım sırasında adayın değerleriyle şirketin değerleri örtüşüyor mu diye bakmak, teknik yetkinlik bakmaktan çok daha kıymetli, çünkü yetkinlikler öğretilebilir ama değerler öğretilebilecek bir şey değil, sende varsa var, yoksa yok.
Edward Norton'ın uykusuzluğu bir yabancılaşma belirtisi
Filmdeki isimsiz karakter, tipik bir kapitalist şirkette çalışıyor, uykusuzluk yaşıyor. Bunun sebebi kendi değerleriyle şirketin değerlerinin örtüşmemesi. Değerleriniz seni çok tanımlayan bir şey, bulunduğun ortamın değerleriyle senin değerlerin örtüşmediğinde insan kendine yabancılaşma yaşıyor. Norton'ın yaşadığı da bu, ve bu birikim sonunda bir yerden patlıyor, dövüş kulübü olarak.
Kavga esnasında biri "dur" derse biter
Bu kural, merhamet ve sınırlara saygı değerine dayanıyor. Kavga gibi sert bir şeyde bile kurallar var, karşımızdakine saygı duyuyoruz. Bunu iş çatışmasına çevirelim: bir işin nasıl yapılacağıyla ilgili farklı düşünüyor olabiliriz, kıymetli olan bunu kişiselleştirmeden yapabiliyor olmamız. Bu iyi bir yöneticiden bahsediyorsa mümkün, ama çoğu şirkette bu yapılmıyor, yapılıyormuş gibi yapılıyor. Bir fikre karşı alternatif fikir üretmek sağlıklı olanı, sınırlara saygı duyarak yapılan bir tartışma insanı ait hissettiriyor.
Sadece iki kişi dövüşür, gömlek yok, ayakkabı yok
İki kişi dövüşmesi kuralı, konuyu üste eskale etmek yerine iki kişinin kendi aralarında halletmesi gibi okunabilir, çünkü halledilmediğinde konu cc'li maillerle uzadıkça uzuyor. Gömlek ve ayakkabı çıkarma kuralı ise eşitlik: unvanlardan, pozisyondan gelen gücü bir kenara koyup tamamen karşılıklı argümanlarla tartışmak. Benim pozisyonumdan gelen gücü kullanmadan bir fikir çatışmasına girebiliyor muyum, işte eleştirel düşüncenin geliştiği bir insan bunu yapabilir.
İlk gece dövüşmek zorundasınız
Bu kural bir inisiyasyon ritüeli, senin o değerleri taşıyıp taşımadığını gösteren bir potansiyel testi. Bunu ben cesaret ve inisiyatif alma olarak okuyorum: kendini göster, bize bir şeyler kanıtla. Google'da işe girerken 30 mülakattan geçip 31'inde elenen insanlar tanıyorum, ama bir kere içeri girdiğinizde artık "Goog" oluyorsunuz. Bu da benzer bir ritüel aslında.
Reçete
Şirketinizin yazılı değerlerini duvara astınız mı, sonra unuttunuz mu? Bir değer çatışması yaşadığınızda karşınızdakinin değerini yargılamak yerine mesafenizi koruyabiliyor musunuz? İşe alırken adayın teknik yetkinliğine baktığınız kadar değerlerine bakıyor musunuz? Bu üç sorunun cevabı hayırsa, şirketinizin duvarında asılı olan metin bir içi boş tencere olabilir.
Siz şirketinizde son ne zaman bir değerinize sadık kalmak uğruna zor bir karar aldınız?