Yazılar
Emeklilik Bir Beklenti Değil, Bir Matematik Meselesi
Ben de EYT'liyim aslında. Üretme yaşımdan çok erken bir şekilde bu hakka sahip oldum ama hâlâ çalışıyorum. Neden mi? Çünkü bana bağlanan emekli maaşı, uzun yıllar iyi şirketlerde yüksek primlerle çalışmış olmama rağmen, onunla yaşamam mümkün değil. İşte tam burada bir hata var. Emekliliğin olması gereken hali şu: yeterince prim ödedikten sonra emekli olduğunuzda, o parayla bir daha çalışma kaygısı yaşamadan hayatınızı sürdürebiliyor olmanız. Türkiye'de bu çalışmıyor ne yazık ki.
Matematik hatası nerede
Emeklilik esasında çok basit bir hesap. Kaç çalışanınız var, bunlar ne kadar prim ödüyor, kaç emekliniz var ve o emeklilerin primini kaç çalışan karşılayacak. Bu hesap tutmazsa sistem çalışmaz. Beni çok etkileyen bir veri var: İsviçre'de emekli olduğunuzda aldığınız maaş, son maaşınızın yüzde 80'i. Evet, yüksek prim ödüyorlar ama emekli olduklarında da çalışırken kazandıkları paradan çok az bir kesintiyle hayatlarına devam edebiliyorlar. Biz de Türkiye'de az prim ödemiyoruz aslında, bordroları açıp baksanız fena primler ödenmediğini görürsünüz. O zaman sorun nerede? Bu matematiği bir daha gözden geçirmemiz gerekiyor.
Hibrit çalışma tartışması aslında rasyonel değil
Pandemi bize evden çalışmanın mümkün olduğunu gösterdi, teknoloji altyapısı zaten hazırdı, biz zihinsel olarak hazır değildik. Stanford Üniversitesi'nin araştırması hibrit çalışmanın, yani belli günler ofiste belli günler evde çalışmanın, en verimli model olduğunu gösteriyor. Ama şirketler nedense çalışanları geri çağırıyor. Ben bunun arkasında rasyonel bir sebep göremiyorum. Muhtemelen ekonomi daralıyor, beklenen rakamlar gelmiyor, ofise bakıp kalabalık görmek istiyorlar. Elimizde veri var, hibrit çalışmanın daha verimli olduğuna dair. Buna rağmen ısrar etmek bana mantıklı gelmiyor.
Z kuşağı iş bulamıyor, şeffaflık çözüm olabilir
Genç bir insan üniversite okuyup markette kasiyerlik teklif edilince "ben niye okudum o zaman" diyorsa, buna kızmak haksızlık olur. Bir taraftan da yeni hayat kurma maliyeti çok yüksek, şirketler giriş seviyesinde bu parayı vermiyor. Burada gördüğüm en sağlıklı çözüm şeffaflık. Bazı şirketler artık iş ilanının altına maaşı yazıyor, şirket içinde kimin ne kadar aldığı açık. Bu tabu gibi algılanıyor ama işe yarıyor, çünkü altta yatan sorun güvensizlik. Genç kişi, o şirkete giren herkesin aynı maaşı aldığını bilirse kazıklanmadığını düşünür ve kabul etme olasılığı artar.
Yapay zeka iş kıyameti değil, yeni bir uyum meselesi
Orta Çağ'da kitapları elle yazan rahipler, keşişler vardı. Matbaa çıktığında onlar işsiz kaldı ama matbaadan dolayı çok daha fazla kişi iş buldu: kağıt üretimi, mürekkep üretimi, dağıtım. Tarihte hep böyle oluyor, yeni teknoloji bazı işleri öldürür ama yerine yenilerini çıkarır. Mesele o yeni işlerin ne olduğunu bir an önce anlayıp kendimizi oraya doğru evirebilmek. Bu hem çalışanların hem şirketlerin ödevi. Bugün bilgisayar kullanmayı bilmeyen biri nasıl işe alınmıyorsa, bir süre sonra yapay zeka kullanmayı bilmeyen biri de iş bulamayacak, çok doğal olarak.
Reçete
Emeklilik hesabınızı bir kez de siz yapın: bugün ödediğiniz primle, gelecekte alacağınız maaşla gerçekten bugünkü hayat standardınızı sürdürebilecek misiniz? Eğer cevap hayırsa, buna şimdiden bir çözüm planlayın. İkincisi, yapay zekayı kendinize rakip değil, araç olarak görmeye bugün başlayın. Yaşınızdan, unvanınızdan bağımsız bir tavsiye bu.
Siz kendi emeklilik matematiğinizi hiç yaptınız mı, yoksa hâlâ "bir şekilde hallolur" mu diyorsunuz?