Bir soru soracağım: son verdiğiniz büyük kararın altında kaç tane doğrulanmamış varsayım vardı?

Eleştirel düşünce, İngilizcesiyle "critical thinking", Türkçeye çevrilirken anlam kayması yaşamış bir kavram. Sanki birilerini eleştirecekmişiz gibi geliyor kulağa. Oysa düşüncenin üst bir şekli değil, bir beceri, düşünce sistematiğini daha yapısal ilerletip oradan sonuç çıkarmakla ilgili.

Sokrates'ten bugüne

Tarihteki ilk yazılı eleştirel düşünce metni, Sokrates'in Savunması. Sokrates dinsizlikle suçlanıyor, idama mahkum ediliyor. Kendini savunurken şunu söylüyor: tapınaktaki rahipler onun en bilge kişi olduğunu söylemiş, ama o kendini bilge görmüyor. Sonra anlıyor ki, herkes bir şeyler bildiğini sanıp öyle konuşurken, o kendisinin hiçbir şey bilmediğini biliyor. İşte bu farkındalık onu en bilge yapıyor. Sorduğu sorular insanları rahatsız ediyor çünkü kalıplaşmış inançlarını sorguluyor. Bu rahatsızlık onu idama götürüyor.

1900'lerin başında İngiltere'de hukuk alanında pratik olarak kullanılmaya başlıyor eleştirel düşünce, "kararlarımızı nasıl daha adil verebiliriz" sorusundan yola çıkarak.

Beş adım

Bir eleştirel düşünür ilk önce durur ve düşünür. "Ne başarmaya çalışıyorum" diye sorar. İkinci adımda varsayımları tanır. Üçüncü adımda bilgiyi, argümanı değerlendirir. Dördüncü adımda sonuç çıkarır. Beşinci adımda aksiyona geçer.

Kendi hikayemden bir örnek vereyim. Yeni bir YouTube kanalı kurmayı düşünürken, "altı ayda yüz bin abone oluruz" diye bir hedef koymuştuk. Herkes gaza gelmişti. Oysa durup düşünseydik, bu bir varsayımdı, hiçbir şeye dayanmıyordu. "Nereden biliyoruz" diye sorulması gerekiyordu. Sonra kanalın ismini "Fullscreen"in kısaltması gibi bir şeyle koyduk. Yayına başladığımızda tam zıttımız bir isimli kanal büyük patladı, biz ise ismimizde geçtiği için hiç alakası olmayan bir beklenti yarattık kitlede.

Buna benzer bir örneği büyük şirketler de yapıyor. Bir cep telefonu markası 2010'da, yönetim kurulu toplanıp "marka eskidi, logo eskidi, logoyu değiştirirsek gençleşiriz" diye üç varsayım üstüne bir karar veriyor. Sonrasında 450 milyon dolara kadar giden bir zarar yazıp eski logoya dönüyorlar. Üç varsayım, hiçbiri test edilmemiş, hepsi mesnetsiz iddia.

Varsayımı fark etmek en zor kısım

Bir önerme geldiğinde, "kim söyledi" diye sormak gerekiyor. "Bizim kitlemiz genç" diyorsanız, bu bir varsayım, test edilmiş mi? "Beğenmeyenler yaşlıdır" diyorsanız, bu bir başka varsayım, hiçbir veriye dayanmıyor. Türkiye'de eleştirel düşünce puanı ile iş performansı arasında yüzde 85 ilişki bulunmuş bir araştırmada. Ama Türkiye bu konuda hayli geride, Kore'nin ortalaması 84 iken bizde beyaz yakalıların ortalaması 33.

Kendine karşı en zor uygulanan şey

Eleştirel düşünceyi kendine uygulamak insanın doğasına aykırı, buna egocentrism deniyor. Bir sonuç istediğiniz gibi çıkmadığında iki yol var, birini suçlayabilirsiniz, ya da kendinize dönüp "acaba ben neyi yanlış yaptım" diye sorabilirsiniz. İkincisi canınızı yakar ama asıl gelişimi orası sağlar.

Reçete

Bir sonraki büyük kararınızda hemen aksiyona atlamadan önce durun. Kendinize üç soru sorun: gerçek sorun ne, ben neyi başarmaya çalışıyorum? Bu argümanın içinde hangi varsayım var, kime göre, neye göre? Elimde veri mi var, temenni mi? Ve unutmayın, bu süreci uygulamak canınızı acıtacaksa bile, en iyisi budur.

Siz en son hangi kararınızda "bu neye dayanıyor" diye sormadan direkt harekete geçtiniz?