Yazılar
Seni Satan Bir Yöneticiyle Çalışıyorsan, Gerçekten Bir Taktik Var mı?
Gelen sorulardan biri şöyleydi: "Güvenmek zorunda olduğun ama en kritik zamanlarda desteğini arkanda hissetmediğim bir üst ile nasıl çalışabilirim, bir taktiği var mıdır?" Yani proje yattığında, bir sorun çıktığında hemen seni satan bir yönetici. Soruyu soran kişi de "bazen o bizi satmadan biz onu satsak, sonra aramızda sessiz bir kan davası olur mu" diye ekliyor.
Taktik yok, dürüst cevap bu
Buna dürüst cevabım: edilmez. Nasıl edeceksin yani? Eğer bu ilişkide güç karşı tarafta ise ve siz de onu satarsanız, o kan davası hiç sessiz olmayabilir, gücünü sizin üstünüzde kullanabilir. Önce anlamaya çalışmak lazım: bu güvensizlik nereden geliyor, sadece yöneticinin mi suçu, siz de bir yerde bu ilişkiyi zedeleyecek bir şey yaptınız mı? Biz kendi davranışlarımızı niyetimizle, karşımızdakinin davranışlarını sonuçlarıyla yargılıyoruz. Belki karşı tarafın da niyeti sizin düşündüğünüz kadar kötü değildi.
Eğer konuşabilecekleri bir zemin varsa, açıklıkla nelerden rahatsız olduklarını söyleyip bir daha olmaması için karşılıklı taahhüt vermelerini öneririm. Ama bu kişi zaten "onu satacağım" diye sinsi planlar yapmaya başlamışsa, o ilişki muhtemelen kurtarılamaz. O zaman mümkünse olay yerinden uzaklaşmak lazım. Stephen Covey'in dediği gibi, güvensiz ortamlar sürtünmelidir; çok enerji, çok zaman kaybedersiniz orada.
Ara kademe yöneticiliğin görünmeyen yükü
Bir başka soru daha katmanlıydı: alt kadroyla arası iyi ama üst kadroyla arası kötü olan, en ufak anlaşmazlıkta üstü tarafından satılan bir orta kademe yönetici, "bu stresle nasıl baş ederim" diye soruyor. Burada önce kendine bakmak lazım diyorum. İnsan ilişkileri tarafında sorunlu bir tip değilsin, çünkü en azından bir grup insanla, kendi ekibinle, ilişkilerin iyi. Ama belli bir yukarıyla sorun yaşıyorsun. Otoriteyle bir derdin mi var, yoksa yöneticinin önceliklerini hiç anlamadan sadece ekibi mutlu etmeye mi çalıştın? Ara kademe yöneticilik zaten şirketlerdeki en zor işlerden biri: yukarının mesajını, hiç inanmadığın şeyleri bile, aşağının gönlünü yaparak hayata geçirmek zorunda kalıyorsun.
Eğer ekibinize güveniyorsanız, oraya sığınabilirsiniz. "Arkadaşlar, bu böyle bir model, üstümüze gelecek, ben sizi elimden geldiğince koruyacağım ama siz de benim arkamı kollayın" diyebilirsiniz. Kendi zorluğunuzu paylaşmakla, üstünüzden gelen baskıyı doğrudan onlara yansıtmak arasındaki farkı unutmayın. Bunun dışındaki çözüm istifadır aslında, hafife almadan söylüyorum: istifa, şirketin hiçbir şekilde müdahale edemeyeceği tek gücünüzdür.
Performansı yüksek ama güvenilmez yönetici, gerçekten daha mı iyi?
Son soru şuydu: performansı yüksek ama az güvenebileceğimiz diktatör kıvamlı yöneticilerle, performansı görece düşük ama daha huzurlu bir ortam yaratan yöneticiler arasında nasıl bir denge var? Bu tipler otokratik oluyor, sonuç odağı çok yüksek, insan odağı düşük. "Hiçbirinizle iyi arkadaş olmak zorunda değilim" diyen iç sese sahipler. Şirketler bu tipleri seviyor çünkü sonuç alıyorlar.
Ama şunu gördüm: iki eski iş arkadaşımın direktör seviyesinde tam böyle bir yöneticileri vardı. İkisi de hamileydi, akşam sekizde odada, göbeklerinin üstüne laptop koyup çalışıyorlardı. O yönetici o sırada kendi karısını arıyor, hâlâ işte olduğunu öğrenince "sen nasıl bir annesin" diyor ve kapatıyor. İki hamile kadın orada, ekibinde, umurunda bile değil. Bu tip yöneticiler kısa vadede sonuç alır ama bu performans ne kadar sürdürülebilir? İnsanlar bu ruh halinde ne kadar uzun çalışabilir? İnsanlara önem veren, göreceli olarak performansı daha düşük görünen yönetici, emin olun çok daha uzun süreli başarılar getirir. Hatta kendisi ve ekibi oradan ayrıldıktan sonra bile yarattığı kültürün etkisi yıllarca sürer.
Reçete
Güvenilmez bir yöneticiniz varsa önce bir konuşma deneyin, somut örneklerle, suçlamadan. Olmuyorsa enerjinizi korumak için mesafe koyun. Ara kademedeyseniz, ekibinize açık olun ama üstünüzden gelen baskıyı doğrudan onlara boca etmeyin. Ve eğer "sonuç alıyor" diye bir yöneticiyi tolere ediyorsanız, bir yıl sonra o ekipte kimin kaldığına bakın.
Sizin çevrenizde performansıyla parlayan ama güven bırakmayan biri var mı? O kişiyle bir yıl sonra çalışmaya devam eder misiniz?