Yazılar
İşten Çıkarılmak: Kimse Anlatmıyor Ama Herkes Yaşıyor
Bir soru soracağım: kapıdan çıktığınız gün, telefonunuz kimin tarafından, ne kadar sürede çalar?
Ben iki kere kovuldum. İkincisinde artık anlamıştım aslında, "iyi ki" dediğim bir an bile oldu, çünkü B planımı önceden çalıştırmaya başlamıştım. Ama ilk seferinde öyle değildi. Türkiye'nin önemli şirketlerinden birinden, dört kişiyle birlikte, haksız yere çıkarıldık. Üç arkadaşım işe iade davası açtı ve kazandı, ben açmadım. Neden mi? Çünkü benim derdim para kazanmak değildi, o şirketten kötü ayrılmamaktı. On sene sonra aynı şirketin kapısından eğitim vermek için girdim.
Sağlıklı işten çıkarma diye bir şey var mı
Performanstan dolayı işten çıkarmak aslında uzun bir prosedür olmalı. Bir yönetici olarak sizi geliştirmekle yükümlüsünüzdür, geri bildirim vermeniz, bir gelişim süreci başlatmanız gerekir. Bu süreç sağlıklı işletilirse aylar sürer. Ama genelde yapılmıyor bu, direkt yollamaya çalışılıyor. Bazen bu mobbinge dönüşüyor, bazen yöneticinin kendi bile farkında olmadığı insani bir zayıflık olarak ortaya çıkıyor, bazen de sistematik hale geliyor.
Bir arkadaşımın başına geleni anlatayım. Yeni bir yönetici gelmiş, ona başarısız olması için adım adım hareketlerde bulunmaya başlamış, yapamayacağı görevler vermiş. Arkadaşım bunu fark etmiş, bana geldi, "buradan çıkarken alabileceğim paket ne" diye sordu. Ben de gözden çıkarıldığını, yerine birini oturtmak istediklerini söyledim. İki gün sonra teklif geldi.
Kimsenin size söylemediği şey: duygusal bağ kurmayın
Çalıştığınız şirkete işinize sadık olun, ama şirketle duygusal bir bağ kurmanın hiçbir anlamı yok. Şirket tüzel bir kişilik, kriz geldiğinde maliyet olarak size bakıyor, isim isim liste çıkarıyorlar. Siz orada bir rakamsınız. Toplu çıkarmalarda daha da böyle, mezbaha gibi oluyor, yönetim bir liste ile geliyor, gözden çıkardıkları isimler alt alta yazılıyor.
O yüzden hep söylüyorum, koltukta oturduğunuz sürece herkes size el pençe divan durur, üçüncü partiler telefonunuzu açar. O kapıdan çıktığınız an, eğer telefonlarınız hâlâ çalıyorsa, işinizi gerçekten iyi yapmışsınız demektir. İnsanlarla insani bir ilişki kurdunuz mu, kurmadınız mı, orada belli oluyor.
Nasıl kovulmalı, nasıl kovulmamalı
Bir şirket işten çıkarırken güvenlikle içeri girip kişisel eşyalarınızı bile toplamanıza izin vermeyebiliyor. Bunun bir güvenlik boyutu var elbette, ama bir de insani tarafı var. Her zaman bu kadar sert olmak gerekiyor mu, emin değilim.
Şunu da söylemeden geçmeyeyim, çıktığınız şirketi kötülemeyin. Kesinlikle ve kesinlikle. Milletin ağzı torba değil ki büzesiniz, döner dolaşır sizi bulur. Kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede peşinizi bırakmaz. "Yıldızlarımız tutmadı" gibi daha havalı bir cümle kurun, kendi tarafınızda kötü bir tat bırakmayın.
Bir kere kovulmak size ne öğretir
İlk mentorum bana şunu söylemişti, danışman dediğin kişi, anlattığı konuyla ilgili bütün hataları yapmış olmalı. Ben bunu iki kere yaşadım. Kovulmak aslında ciddi bir tecrübe. Bir çalışan olarak yaşadığınız korku, işten atılırsam ne olur korkusu, bir kere gerçekleştikten sonra o kadar da mahvedici olmadığını görüyorsunuz.
Reçete
Bir B planınız her zaman olsun, kapıdan çıktığınızda gidebileceğiniz bir yer. Üçüncü partilerle, headhunterlarla, eski meslektaşlarla ilişkinizi koltuktan bağımsız kurun. Ve çıkarken, ne kadar haksızlığa uğradığınızı düşünürseniz düşünün, kapıyı kırarak çıkmayın. Şirkete duygusal bağ kurmayın ama insanlara kurun, çünkü şirket sizi hatırlamaz, insanlar hatırlar.
Siz bugün işten çıkarılsanız, telefonunuz kimin tarafından çalardı?