Yazılar
Kendi İşini Kurmadan Önce Kaç Aylık Paran Olmalı?
Bir kafe açtı danışanım. İlk geldiğinde "kendimi değersiz hissediyorum, gelişemiyorum" diyen adamdı, şimdi kendi dükkanının önünde tabure koyup komşu esnafla tavla oynuyor. Balayı dönemi diyorum ben buna, henüz her şey güzel. Peki bu hikayenin arkasında ne var, gerçekten ne kadar hazırlanmış olmak lazım bu adıma?
Daha önce "istifa mı edeyim" sorusunu konuşmuştuk, unvan, maaş, kültür üçlüsüne bakmıştık. Ama kendi işini kurmak bambaşka bir denklem. Orada mesele "hangi şirkete geçeyim" değil, "hiç şirket olmadan nasıl ayakta dururum" sorusu.
Kendi paranla mı, başkasının parasıyla mı
Bir iş kuracaksan, kendi paranla girme derim genelde. Kulağa ters gelebilir ama şöyle işliyor. Kendi paranı riske atınca, o riski almak psikolojik olarak çok zor oluyor, elin ayağın titriyor. Başkası parayı verdiyse, ona "bak bunu yaparsak iş bu kadar büyür" diyerek ikna ediyorsun, riski alma ve işi büyütme olasılığın artıyor. Kendi paranla kurduğunda ise her kuruşun üstünde kara kara düşünüyorsun, bu da büyümeyi yavaşlatıyor.
Danışanımın işi böyle işlemedi, kendi birikimini koydu. Ama bir şeyi doğru yaptı, bu işi bilen ve güvendiği biriyle ortak oldu. Uzun süredir tanıdığı, hem karakterine hem yaptığı işe güvendiği biri. Bu, riski tek başına almaktan çok daha sağlam bir zemin.
Ne kadar para kenara koymalısın
Hayat standardını çok düşürmeden iki sene boyunca yaşayabileceğin bir parayı kenara koyarsan, bir iş kurup başarılı hale getirme ihtimalin ciddi şekilde artıyor. Bu ayrı bir para, iş kurma sermayesi bunun üstüne. Yani hem "ben iki sene aç kalmam" güvencesi hem de "işe yatıracağım para" iki farklı kalem.
Danışanıma sorduğumda, kendi son maaşının on beş katı kadar bir birikimle çıkmıştı yola. Bu rakam kişiden kişiye değişir ama mantık aynı, güvenlik payını sabit giderlerinden kısarak oluşturmuş, üstüne yatırım parası koymuş.
Zenginliğin gerçek tanımı
Burada bir tanım vereyim, seveceğinizi düşünüyorum. Bugün çalışmayı bıraktın ve bir sene boyunca hiç para kazanmadın diyelim. O bir sene boyunca, işi bıraktığın andaki hayat standardını hiç düşürmeden sürdürebiliyorsan, sana zengin diyorlar. Bir sene sonra aç kalacaksın ama o bir sene standardın sabit. Ömür boyu bunu yapabiliyorsan, ona da varlıklı deniyor.
Kafe açan bir girişimcinin çoğu bu tanıma henüz girmiyor, ve bunu kabul etmek gerekiyor. Yarın dükkandan para gelmezse hayat standardı hemen düşer. Bunu "gönlü zengin" diye çevirmek daha doğru olabilir. Utanılacak bir şey değil bu, gerçekçi bir tespit sadece.
Ekibini motive etmek dead-end işte bile mümkün
Hizmet sektörü genelde dead-end iş dediğimiz, gidecek yerin belli olmadığı bir alan. Burada kendi ekibini motive etmenin yolu, senin çektiğin sıkıntıları onlara yansıtmamak ve her birinin ne konuda gelişmek istediğine bakmak. Biri pişirmeye meraklıysa oraya yönlendir, biri idari işlere ilgi duyuyorsa oraya kanal aç. "Sen bizim için burada iyisin, cılkın çıkana kadar kal" demek en kötü yönetim şekli, çünkü bu bana da yapılmıştı yıllarca.
Reçete
Kendi işini kurmayı düşünüyorsan, bugün üç hesap yap. Bir, iki senelik hayat standardını karşılayacak birikimin var mı? İki, işe koyacağın sermaye başkasından mı geliyor, yoksa tamamen senin cebinden mi çıkıyor? Üç, bu işi kurduktan bir sene sonra hayat standardını hiç düşürmeden bir yıl daha idare edebilir misin? Üçüne de evet diyemiyorsan, henüz vakit değil demektir, hazırlık dönemin daha bitmedi.
Sen şu an hangi kalemde eksiksin, birikimde mi, ortaklıkta mı, yoksa zenginliğin o gerçek tanımında mı?