Yazılar
Yapay Zekaya Her Şeyi Sorduğunuzda, Aslında Neyi Kaybediyorsunuz?
Bir terim duydum geçenlerde: kognitif offload. Türkçesi kabaca şu, bazı bilişsel becerilerimizi makineye devretmek. Yeni bir şey değil aslında. Cep telefonu çıktıktan sonra kimse telefon numarası ezberlemiyor artık. Biz de bir becerimizi cihaza devretmiştik, kimse yas tutmadı.
Peki yapay zeka aynı şeyi mi yapıyor? Bunu Datem kurucusu Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu'na sordum, Dijital Yaka'da. Cevap sandığımdan daha nüanslıydı.
Gençlerde gördüğü şey
Ebru Hanım'ın özellikle gençlerde gördüğü bir örüntü var. Herhangi bir soru geldiğinde, bir iş nasıl yapılır, bir yazı nasıl kurulur, bir başlık nasıl atılır, ilk refleks elini telefona atıp yapay zekaya sormak. Sorunun kendisi değil bu, sorun şu: insan denedikçe, yanıldıkça, uğraştıkça beceri geliştirir. Bu adımı yapay zekaya devrettiğinizde, beceriyi geliştirme fırsatını da devretmiş oluyorsunuz.
Bir de şu var: yapay zeka çoğu zaman sizden daha iyi yapıyor, ya da öyle algılıyorsunuz. Değerlendiremeyen insan onun çıktısını daha doğru kabul ediyor. Bu da kendine dair bir yetersizlik algısı doğuruyor. Yani kapasitenizi devrettikçe, önce beceriniz köreliyor, sonra da o beceriye dair özgüveniniz.
Bilmiyorum demeyi bilmeyen bir makine
Şalcıoğlu'nun bir cümlesi beni durdurdu: "bilmiyorum demeyi bilmeyen bir makineyle konuşuyorsunuz." Doğru. Yapay zeka bir şeyi bilmediğinde bile bilir gibi davranabiliyor, halüsinasyon dediğimiz şey bu. Siz onu sorgulamayı öğrenmediyseniz, önünüze gelen her şeyi doğru kabul edersiniz. Ve gittikçe daha az sorgulayan, daha az eleştirel düşünen bir yere doğru kayarsınız.
Bu benim en sevdiğim konuya bağlanıyor: eleştirel düşünme. Bana gelen bilgi doğru mu, ne açıdan doğru, hangi veriyle destekleniyor? Bu soruları sormayı bırakırsanız, yapay zeka sizi geliştirmez, sizi tembelleştirir. Ama aynı yapay zekayı bu sorgulamayı öğretmek için de kullanabilirsiniz. Fark, ona teslim olmakla onunla pratik yapmak arasında.
Teknostres ve asıl beklenti hatası
Herkesin ilk düşündüğü şey şu: yapay zeka bir sürü işimi yapacaksa, iş yüküm azalacak. Ben de öyle düşünmüştüm, araştırınca gördüm ki tarihte hiç böyle olmamış. İnsanoğlu, "bu kadarını yapıyorduk ve yeterliydi" demek yerine, "daha fazlasını yapabiliyoruz o zaman yapalım" diyor. Kapasite arttıkça beklenti de artıyor, iş yükü azalmıyor, biçim değiştiriyor.
Buna bir de "teknres" ekleniyor, teknolojiye bağlı stres. Her gün güncellenen araçları, verileri öğrenme zorunluluğu, hız artışı, daha kısa sürede daha çok ve daha hatasız iş beklentisi. Yapay zeka bir yandan destekliyor, bir yandan da "yetişebiliyorsan daha fazlası" diyerek yükü büyütüyor. Bu da bir noktadan sonra kaygı, tükenmişlik gibi sorunlara kayabiliyor.
Yalnızlaşma riski
Bir nokta daha var, belki en çok düşündüren. Yapay zeka her zaman onay veren, dinleyen, yargılamayan bir "arkadaş" gibi davranabiliyor. Gerçek olup olmadığı bazen fark etmiyor bile, çünkü duygusal ihtiyacı karşılıyor. Şalcıoğlu'nun terapi merkezinde gördüğü danışanlar var, yapay zekaya "doğru mu çalışıyorum" diye sorup, "evet haklısınız" cevabını bir onay gibi taşıyanlar. Bu bir yandan destek, bir yandan da gerçek insan bağını zayıflatan bir şey. Sosyal medyayla aynı paradoks: bir yandan bağlantı kuruyor, bir yandan da yalnızlaştırıyor.
Kendi sınırını nasıl çiziyor
Sohbetin sonunda ona sordum, kendisi yapay zekayı nasıl kullanıyor diye. Cevabı nettti: "bir asistan olarak kullanıyorum, verdiğini her zaman kabul etmiyorum, doğru bulmadığımda geri bildirim veriyorum, teslim olmuş değilim." Sonra ekledi: "zihnimi ona teslim edersem, o zaman bana ne gerek var?"
Bu cümleyi bir daha okuyun. Zihnimi ona teslim edersem, bana ne gerek var. İşte fark burada. Asistan olarak kullanmak ile teslim olmak arasındaki çizgi.
Reçete
Bir sonraki sefer elinizi telefona atıp yapay zekaya bir şey sormadan önce, otuz saniye durun ve kendinize sorun: bu soruyu ben de çözebilir miydim, biraz uğraşsam? Cevap evetse, önce siz deneyin, sonra karşılaştırın. Çünkü asıl beceri kaybı, cevabı almakta değil, denemeyi hiç yapmamakta.
Ve yapay zekanın her söylediğini bir iş arkadaşınızın söylediği gibi dinleyin. Ona da "bunun kaynağı ne, sen bundan nasıl emin oluyorsun" diye sorardınız değil mi? Aynı soruyu ekrana da sorun.
Siz son bir haftada yapay zekaya sorduğunuz kaç soruyu, aslında biraz uğraşsanız kendiniz çözebilirdiniz?