Bir soru soracağım: en son kırıldığınızda, bunu söylediniz mi, yoksa "sonra bir yerden çıkarırım" mı dediniz?

Bir üçgen düşünün. Bir köşesinde agresif var, karşınızdaki kişinin haklarına tecavüz etme eğilimi. Öbür köşesinde pasif var, kendi haklarınızdan feragat etme durumu. Üçüncü köşede de bu ikisinin karışımı, pasif agresif, kültürümüzün dibine çökmüş en sevdiğim tortulaşma. Ortada ise atılgan davranış var, İngilizcesi assertive, kendi hakkınızı da karşınızdakinin hakkını da gözeten davranış biçimi.

Nasıl ayırt edersiniz

Bir davranışın hangisi olduğunu anlamak için karşıda yarattığı duyguya bakmak lazım, çoğu zaman niyet öyle olmasa bile. Karşı tarafı kızdırdıysanız ya da korkuttuysanız, o agresif bir davranıştır. Saldırganlık tehlikelidir çünkü kendinde suç aramayan insanlarda giderek yükselir.

Somut bir örnek vereyim. Bir öğrenciye kamera ödünç verdim, kaybetti. Sonra bir başkası istedi, "veremem" dedim. Bu agresif bir tutum değil, çünkü daha önce tanıdığım bir hakkı kötüye kullanıldığı için geri çekiyorum, karşı tarafın haklarını da gözetiyorum, "yanında güveneceğim biri olursa kullanabilirsin" diyorum. Sınır koymak agresiflik değildir.

Hayır diyememe

Atılgan davranış sergileyemeyenlerde en çok karşılaştığım şey, hayır diyememe durumu. Bir arkadaşım kamerayı istiyor, ben de "vermem" diyemiyorum, çünkü "kırarım üzerim, sonra bana kızar" diye düşünüyorum. Oysa hayır demeniz gerektiğinde demezseniz, kendi kendinize saldırgan bir düşünce tarzına giriyorsunuz, sadece dışarıya göstermiyorsunuz.

Türkiye'de "hayır" demek çok ayıp sayılıyor. Bir kişi bir şey isterken zaten sormuş olduğu için, "evet" denmesi gerektiği varsayılıyor. Oysa o kişi neden istediğini açıklamalı, siz de gerekirse sorgulayabilmelisiniz. Bir arkadaşımın öğrencisi otuz kişiye bir şey verdi, otuz biri geldi, o zaman "artık vermiyorum" demesi haklı bir sınırdır, herkesi üzse bile.

Ben cümlesi

Pasif agresif davranış karşı tarafta yarattığı duygu bakımından çok karmaşık, hiçbir yere varmaz. Ne laf sokan ne de lafı yiyen bir çözüme ulaşır. Bunun yerine "ben cümlesi" var, karşı tarafı suçlamak yerine, davranışının yarattığı etkiyi anlatmak. "Beni sinirlendirdin" demek yerine, "yaptığın davranış beni sinirlendiriyor" demek. Burada karşı tarafı yargılamıyorsunuz, sadece davranışının etkisinin farkına varmasını sağlıyorsunuz.

Bir yöneticiye bağırıldığında ne yapılır

Yöneticinizin size bağırdığını düşünün. Saldırgan cevap, "siz benimle böyle konuşamazsınız" demek olur. Pasif cevap, sessizce "özür dilerim" demek olur. Doğrusu ikisi de değil, şu: "Yanlış yaptığımın farkındayım, ne söyleyeceğinizi duymak istiyorum, ama siz de benimle böyle konuşamazsınız." Geri bildirimi duyacaksınız, ama tonu ayırıyorsunuz.

Reçete

Bir sonraki hayır demeniz gereken durumda, hemen susmayın ve hemen saldırmayın da. Kendinize sorun: karşımdakinin gerçek bir hakkı mı var, yoksa ben sadece kırılmaktan mı korkuyorum? Eğer sınırınızı koruyorsanız, bu agresiflik değil. Ve birine kızdığınızda, "beni kızdırdın" yerine "bu davranış beni şu şekilde etkiledi" demeyi deneyin.

Siz en son ne zaman içinizde biriktirip başka bir yerden çıkardınız, ve o an gerçekten neye kızmıştınız?