QLAP kurucusu Volkan Kılıç'la ilk tanıştığımızda bana bir cümle söylemişti, aklımdan çıkmadı: yapay zeka sayesinde teknolojinin KOBİ'ler için demokratikleşmesi lazım. Teknoloji ve yapay zeka konuşulduğunda hep büyük şirketlerden bahsediyoruz, KOBİ'ler kendini üvey evlat gibi hissediyor. Bu sefer onunla oturup bu uçurumun boyutunu konuştuk.

%25'e karşı %80

Kılıç'ın paylaştığı rakamlar net bir tablo çiziyor: Türkiye işletme ekosisteminde yapay zeka kullanım oranı %25. Bu oran kurumsallaşmasını tamamlamış büyük işletmelere doğru gittiğinizde %80'e çıkıyor. Yani büyük şirketlerle KOBİ'ler arasında ciddi bir uçurum var, ve Kılıç'a göre bunun sebebi çoğu zaman gerçek maliyet değil, "çok büyük yatırım gerekir" yanılgısı.

Bir rakam daha var: %80'lik büyük şirket kesiminde yapay zeka yatırımlarının geri dönüşü artık ölçülüyor, maliyetlerde %11'e varan düşüş, satış ve karlılıkta %17'ye varan artış görülüyor.

Pazarlama = yapay zeka denklemi

Kılıç'ın üç yıllık ölçümlerinde en çarpıcı bulgu şuydu: büyük şirketlerin yapay zeka kullanımı en yoğun olarak pazarlamada yoğunlaşıyor. Müşteri analitiği ve pazarlamada kullanım oranı üç yıl önce %50'lerdeyken geçen yıl %70'lere, bu yıl %76'ya çıkmış.

Bunun sebebini sordum. Cevap basitti: pazarlama, veri bolluğu olan ve hatanın görece daha az riskli olduğu bir alan, dolayısıyla dönüşüm oranı daha hızlı gerçekleşiyor. Yani yurt dışı literatüründe sıkça geçen "arka ofis süreçlerinde daha çok kullanılıyor" tezinin aksine, Türkiye'de tablo farklı.

Üç engel, bir çözüm

KOBİ'ler önünde üç temel engel olduğunu söyledi Kılıç: bilgi eksikliği, nitelikli beyin eksikliği, finansal eksiklik. Ama bunların üçü birbirinin içine giriyor, ilkini çözünce diğer ikisi otomatik çözülüyor, çünkü artık bu araçlar maliyetli yapılar değil. Örneğin bireysel kullanımda her iki kişiden biri yapay zekayla tanışmış, bunun %80'inden fazlası bir sohbet aracı üzerinden ve bu aracın aylık bedeli, bir KOBİ'nin ciddi yatırım korkusuyla kıyaslanamayacak kadar düşük.

Verimliliği 3 olan iş, yapay zekayla yine 3 kalır

Kılıç'ın söylediği bir cümle beni gerçekten durdurdu: "Yapay zeka bir yerdeki verimliliği alıp 3'ten 10'a çıkarmıyor." Eğer sizin iş yapış modelinizin verimliliği 3'se, yapay zekayı adapte ettiğinizde yine 3'lük verim alırsınız, sadece daha ucuz ve daha hızlı. Gerçek fark, iş yapış biçimini unutmadan ama yeniden kurgulamaktan geçiyor.

Sevdiği bir söz de paylaştı: "Yapay zeka sizin işinizi elinizden almayacak, onu sizden iyi kullanan biri alacak."

Kendi şirketinde en çok nerede zorlanıyor

Kendisi de bir KOBİ patronu olarak nerede zorlandığını sordum. Cevabı ARGE oldu: yurt dışı kaynakları ve makaleleri sıcağı sıcağına takip edip kendi işine entegre etmek. Yapay zekanın bu konuda "düşündüğümüz gibi" çalışmadığını, bir anda ilerlemenin durabildiğini söyledi. Bu bana önemli bir hatırlatma gibi geldi: yapay zeka konuşan herkes bile kendi işinde sınırlarla karşılaşıyor.

Reçete

Bir KOBİ ya da soloprenör için önerisi net: bir an önce denemeye başlamak. Büyük şirketler bile tek seferde bırakmıyor, kullanım alanını her sene genişletiyor, geçen yıla göre %60 artırmışlar. Küçük araştırmalarla başlayıp, düşük maliyetli SaaS modellerine geçmek, bilgi eksikliğini kapatmanın en hızlı yolu.

Siz kendi işinizde yapay zekayı nereden başlattınız, ya da hâlâ "çok pahalı, bize göre değil" diye mi düşünüyorsunuz? Verimliliğiniz gerçekte kaç, yapay zeka onu kaça çıkaracak diye mi bekliyorsunuz? Fark ettiğinizde bana yazın.