Bir soru soracağım: bir cumartesi sabahı yataktan çıkamadığınızda, bunu "biraz yorgunum" diye mi geçiştirirsiniz?

Nisan ayının başında bir burnout yaşadım. Haberim yoktu, tükenmişlik sendromu yaşıyormuşum meğer. Dünya Sağlık Örgütü'nün tanımı şu: işyerindeki stres başarıyla yönetilemezse ortaya çıkan bir sendrom. Benim işyerim artık kendi evimdi, salonumdu. Yani evde çalışıyor olmak sizi bundan korumuyor.

Üç semptom

Dünya Sağlık Örgütü üç ana göstergeden bahsediyor. Birincisi enerjide düşme, kolunuzu kaldıracak takatiniz olmadığını hissetmeniz. İkincisi işten uzaklaşma, işinize karşı bir soğukluk, laptopu açmak istememe hissi. Üçüncüsü kendinizi beceriksiz gibi hissetmek, normalde sahip olduğunuz yetkinliklerle artık bu işi yapamayacakmış gibi hissetmek. Bu üçünü hissetmeye başladıysanız, alarm çalıyor demektir.

Bunu depresyondan ayırmak zor, göstergeleri benzer. Ama fazla stresli bir insan "bu işi yapamıyor muyum acaba" diye düşünmez, hatta bazen stres insanı işine daha çok sarılmaya iter. Tükenmişlikte tam tersi oluyor.

Benim yaşadığım

Bir süredir çok yorgun hissediyordum ama "ay sonunda dinlenirim" diyordum. Cumartesi günü yataktan çıkamadım, kolumu kaldıracak gücüm yoktu. Pazar akşamı bilgisayarı açtım, o haftaki işleri yapamayacağımı fark ettim, müşterileri arayıp özür diledim. Ertesi gün bir aile hekimine gittim, on günlük rapor aldım.

Burada iki engel var insanların önünde. Birincisi kendine koyduğu ciddiyetsizlik, "bir hafta sonu dinlenirim geçer" demek. Oysa pazartesi işe başladığınızda aynı şeylerle karşılaşıyorsunuz, hafta sonu yetmiyor. İkincisi, bunu dile getirmekten korkma, "işimi kaybederim" kaygısı ya da alay edilme korkusu.

Kök sebebe inmek

Bir hafta uzaklaştım, ama asıl işe yarayan şey kök sebebe dönüp bakmaktı. Ben çok sıkı bir eğitim takvimi yapmıştım, boşluk bırakmadan. Dönüp müşterilerle konuştum, "bu kadar sıkı çalışmayacağım" dedim, aralara boşluk koydum. Sosyal bağlarımın azalmış olduğunu da fark ettim, tek başıma yaşıyorum, yalnızlıktan hoşlanırım ama insan yine de nankör bir varlık.

Bunu tetikleyen şeylerden biri de belirsiz iş tanımları ve takdir edilmemek. Tek başınıza bir işi yapıyorsunuz ama hiçbir geri bildirim almıyorsunuz, iyi mi yapıyorum kötü mü hiç bilmiyorsunuz. Karantina döneminde bu iyice arttı, şirketler de ne yapacağını bilmiyordu, o belirsizlik herkese sirayet etti.

Yöneticilere bir görev

Şirketlerde iş sağlığı ve güvenliği ekipleri genelde bedenin fiziksel bütünlüğünden sorumlu oluyor. Ama bana sorarsanız, ruhsal bütünlük de şirket tarafından gözetilmeli. Ekibinizde biri "tükenmişlik yaşıyorum" dediğinde, karikatürize edip geçiştirmeyin, çok ciddiye alın. Fiziksel belirtiler de çıkabiliyor, kas ağrıları, baş ağrıları, hiçbir tıbbi sebebi olmayan.

Reçete

Kendinize şefkat gösterin diyorlar, ama bunu yapabilmek için önce kök sebebi bulmanız lazım. Takviminizde nefes alacak boşluk var mı? Sosyal bağlarınız zayıflamış mı? Belirsiz bir iş tanımıyla mı boğuşuyorsunuz? Yürümek bile iyi geliyor, odaklanmış beyin yürürken resetleniyor. Ve enerjinizin düştüğünü, işten uzaklaştığınızı, kendinizi yetersiz hissettiğinizi fark ettiğiniz an, bunu dile getirin, bir doktora görünün.

Siz son ne zaman "bu hafta hiçbir şey yapamayacağım" demeye izin verdiniz kendinize?