OECD'nin rakamlarına göre Türkiye'de haftalık çalışma süresi 45 saat civarında. Eurostat'ın 2025 araştırması da benzer bir rakam veriyor. Ancak bu kadar çok çalışmamıza rağmen bir Avrupalı kadar niye para kazanmadığımızı, niye o kadar katma değer üretemediğimizi anlamak lazım. Kişi başı üretilen katma değere, yani gayri safi milli hasılanın toplam çalışma saatine bölünmesine baktığınızda, Avrupa Birliği'nde saat başına yaklaşık 70 dolarlık bir üretim var. Türkiye'de bu rakam 50 dolar civarında, yani yüzde 20 daha aşağıda. Bu bize açıkça şunu söylüyor: daha çok çalışıyoruz, daha az kazanıyoruz.

Çin örneği neyi gösteriyor

Peki uzun çalışmak kötü müdür? Çin'e bakmak lazım burada. Onlar da haftada 47-48 saat, bazı alanlarda daha uzun çalışıyor ve katma değerleri 30-40 dolar civarında, bizden bile düşük görünüyor ama çok kalabalık bir nüfusla üretiyorlar. Üstelik son 10-15 yılda çok farklı alanlara enteresan yatırımlar yaptılar. Sokakta daha önce hiç görmediğimiz arabalar görmeye başladık, bunları ciddi fiyatlara satıyor, ihraç ediyorlar. Katma değer dediğim şey tam olarak bu: daha yüksek fiyata satabileceğiniz ürünler üretmek. Biz ne yazık ki uzun süredir bu tür alanlara yeterince yatırım yapmıyoruz.

WhatsApp 50 kişiyle 1.9 milyar dolara satıldı

Bir şirketin ne kadar çalıştığından çok, ne ürettiğinin değeri önemli. WhatsApp, 50 kişi çalışarak 1.9 milyar dolara satıldı. Türk Hava Yolları o kadar değil, binlerce çalışanla. Katma değerden kastım tam olarak bu. Şu an bizim konuşmamız gereken şey yapay zekayı daha iyi nasıl kullanabileceğimiz ama ne yazık ki bunun yerine beyaz yaka ile mavi yakanın maaşlarının niye birbirine yaklaştığını tartışıyoruz. Aslında hep beraber yeni teknoloji trendini nasıl yakalayıp bunu herkesin lehine kullanabileceğimizi konuşmamız lazım.

Mavi yaka, beyaz yaka, ikisi de yetersiz

Mavi yaka ile beyaz yaka arasındaki ücret son zamanlarda yakınlaştı, fakat ikisi de yeterli değil aslında. Bir avukatla bir işçinin aynı parayı alması tartışması yapılıyor ama esas mesele en alta koyduğumuz çizginin nerede olduğu. Türkiye'de asgari ücretle çalışan oranı Avrupa'nın çok üstünde. Hepsini birden yukarı çıkarıp refaha ulaştırsanız zaten böyle bir tartışmaya gerek kalmaz, çünkü aslında beyaz yaka ile mavi yaka aynı sınıftan insanlar, biri vücuduyla biri daha çok beyniyle üretiyor, hepsi bu.

Kişi bazında ne yapılabilir

Eğer iyi bir kalifiye beyaz yakaysanız, bu verilerden çıkan basit bir sonuç var: Hollandalı haftada 32 saat, Türk 43 saat çalışıyor. Buradan "ben Hollanda'da çalışırım" sonucuna varmak zor değil, zaten ciddi bir yurt dışı göçü yaşandı, hâlâ da devam ediyor. Bunu tersine çevirmemiz için insanların burada da ürettiklerinin karşılığını almaları gerekiyor. Bu olmayınca herkes o haritaya bakıp "acaba emeğimi yurt dışında satsam daha az çalışıp daha çok kazanır mıyım" diye düşünüyor.

Soloprenör unicorn fikri

Bir yapay zeka eğitiminde çok zihin açan bir cümle duydum: yakında ilk soloprenör unicorn çıkacak, yani hiç ekibi olmayan tek bir girişimcinin kurduğu şirket, yapay zekayı kullanarak 1 milyar dolar değerlemeye ulaşacak. Türkiye girişimcilik konusunda iyi bir ülke. Acaba önümüzdeki 5 yıl içinde bin tane soloprenör unicorn çıkarabilir miyiz? Buna bir alan açsak, ne kadar büyük bir katma değer yaratırız?

Reçete

Kendi işinize şu soruyu sorun: bugün harcadığım saatin karşılığında ürettiğim şeyin gerçek satılabilir değeri ne? Eğer saatinizle ürettiğiniz değer arasındaki oran düşükse, mesele daha çok çalışmak değil, daha yüksek katma değerli bir alana geçmek olabilir.

Siz saatinizi mi, yoksa ürettiğiniz değeri mi ölçüyorsunuz?