"Şirkete bir adam geldi, üstüme koydular. Adam hiç bir şeyden anlamıyor, ben yıllardır bu işi yapıyorum, şimdi bütün gün ona iş öğretiyorum." Bu cümleyi kaç kere duydum sayamam. Ve genelde altındaki soru hep aynı, "ben bu koltuğa neden oturamadım da bu adam oturdu?"

İlk söyleyeceğim şey belki can sıkacak. İyi bir yöneticinin, yaptırdığı işi bilmesine aslında gerek yok. Ekibi yönetmeyi biliyorsa ve ekip o işi biliyorsa, yönetebilir. Bütün CEO'lar şirketteki her işi biliyor mu? Bilmiyor. Adam yönetmeyi biliyor, mesele bu.

Bir kere değil, üç kere olduysa

Bir danışanımın hikayesi şöyleydi. Üçüncü kez başına dışarıdan yönetici geliyordu. Bir kere olsa "hayat adil değil" derdim, geçerdim. Ama üç kere üst üste olduysa, durup kendine bakmak lazım. Acaba yeteri kadar güven uyandırmıyor muyum? Yönetici olmaya aday olduğumu ve o koltuğu doldurabileceğimi karşı tarafa yeterince gösterebildim mi?

Elbette şirketin çarpık bir sistemi olabilir, aile şirketleri, klikler, adaletsizlikler var olabilir. Ama ikisini birden düşünmek lazım. Hem "sistem adaletsiz olabilir" hem "ben bu konuda hazırlık yaptım mı" sorusunu aynı anda tutabilmek gerekiyor.

Adamın altını oymak yerine

Bir taktik anlatayım ki hiç tavsiye etmiyorum. Yeni gelen yöneticiye bilerek yanlış bilgi vermek, onu sürekli offsite'a düşürmek. Kısa vadede tatmin edici gelebilir ama düşün, adam öğrenecek, öğrendiği an da senin yanlış bilgi verdiğini anlayacak. Bu taktik değil, kendi mezarını kazmak.

Doğrusu şu, dışarıdan gelen yöneticiye işi öğretmek senin işin. Çünkü kendini onun yerine koy bir saniye. O da bilmiyor, öğrenmesi lazım, kendini kanıtlaması lazım, altında da tanımadığı bir ekip var. İyi bir yönetici burada dürüstçe şunu söyler, "başka sektörden geldim, detayları sizden öğreneceğim, benim bildiğim yöneticilik, bu ekibin performans çıkarmasını sağlayacağım." Söylemiyorsa, bu onun ayıbı.

Gelişim biraz acılı bir şeydir

Chelsea'de on üç sene top oynayan Frank Lampard'ın bir sözü var. On üç yılda dört teknik direktörü olmuş, en çok geliştiği ikisi de anlaşamadığı direktörlermiş. Aslında insanın gelişimi böyle. Farklı olan, senden farklı bir şey isteyen seni geliştirir. Aynı olan zaten senin gibi düşündüğü için seni geliştirmiyor. O yüzden yeni yöneticinden ne öğrenebileceğine bak, öğrenecek hiçbir şey olmadığını düşünüyorsan bile bu bakış açısını denemek zarar vermez.

Hazırlık, adam gelmeden çok önce başlar

Asıl mesele şu, insanlar bana genelde bu olay olduktan sonra geliyor. Ben de içimden diyorum ki, keşke bu altı ay önce, bir sene önce konuşsaydık. Çünkü yönetici olma isteğin, o koltuğa birinin oturduğu gün başlamıyor, çok daha önceden başlıyor. Sen o güne kadar hem yetkinlik hem algı anlamında yatırım yaptın mı? Yapmadıysan, adam gelince "aman yandım, hakkımı yediler" demek biraz geç kalmış bir tepki oluyor.

Reçete

Bugün üç şeyi yaz. Bir, bu pozisyona aday olduğunu şirkette kararı verecek insanlar biliyor mu? İki, son bir yılda bu konuda somut ne yaptın, sadece işini iyi yapmak dışında? Üç, şu anki yöneticinden, ne kadar farklı olursa olsun, öğrenebileceğin bir şey var mı? Bu üç soruya net cevabın yoksa, mesele belki de o gelen adam değil.

Sen bu koltuk için son bir yılda ne yaptın, yoksa sadece bekledin mi?