Sektöre yapısal bir eğitim akademisi kurulsa sirkülasyona çözüm olur mu diye soruldu. Bence olur, çünkü bunu bizzat yaşadım. Ajansta çalışırken altı ay boyunca haftada iki üç gün, iş çıkışında Reklamcılar Derneği'ne gidip sektörün önde gelenlerinden medya planlamadan yaratıcı sürece, brief yazmaktan strateji kurmaya kadar her şeyi öğrendim. Bu beni fena halde geliştirdi. Ayrıca fark ettiğim bir şey oldu: bu tür bir eğitim sadece bilgi vermiyor, aidiyeti de artırıyor. İnsan kendini o dünyaya ait hissetmeye başlıyor.

1998'de yazdığım bir yazı ve bugünkü yapay zeka

O dönem ilginç bir şey yaşadım. İnternet daha şirkette tek bir bilgisayarda dial-up bağlanıyordu, ben de okuldan yeni mezun biri olarak internetin reklam dünyasını nasıl etkileyeceğini düşünüp Marketing Türkiye'de bir yazı yazmıştım. Ajansların televizyon, gazete gibi konforlu para kaynaklarını bırakmak istemeyeceklerini, bu yüzden teknolojiyi bilen küçük firmaların o alanı kapacağını, ama onların da hiçbir zaman büyük ajanslar kadar yaratıcı ve iletişimi bilen firmalar olamayacağını yazmıştım. Aynen öyle oldu. Ajanslar rahatlarını bozup dijitali anlamaya başlayana kadar çok zaman geçti ve o alanı kaybettiler.

Şimdi aynı kırılma yapay zeka için yaşanıyor. Bu sefer zaten dijital işler yapan ajanslar olduğu için, bu devrimi eskisi kadar ıskalamayacaklarını umuyorum.

Yapay zeka tehdit mi, fırsat mı

Ben genel olarak, sadece reklamcılık için değil, yapay zekayı bir tehdit değil bir fırsat olarak görüyorum. Tarih boyunca teknoloji geliştikçe iş sayısı hiç azalmadı, hep yeni işler çıktı. Yapay zeka önceki teknolojilerden farklı çünkü karar verebiliyor, ama bu da yeni meslekler doğuruyor. İki yıl önce var olmayan "prompt yazıcılığı" diye bir meslek şu an var, insanlar bunun için para alıyor. Reklam ajansları için bu bir tehdit olabilir, çünkü marka içeride yapay zekayla kendi ekibini kurup ajansı bypass edebilir. Ama çalışan iş gücü açısından bakınca, içeride birilerinin bu işi yönetmesi gerekecek. Kendinize "ben o kişi nasıl olabilirim" diye sorarsanız paranızı kazanırsınız.

Bir yanılgıya da dikkat çekmek isterim: "yapay zeka işi hızlandırır, o zaman insanlar dinlenir" diye düşünmeyin. Kapitalizm öyle çalışmıyor, "daha hızlı yapılıyor, o zaman daha fazlasını yapalım" mantığına gidecek muhtemelen. İnsanların üstündeki iş yükünün azalacağından emin değilim.

CEO'nun eğitim mantığı, tam tersine dönmeli

Sektördeki sirkülasyon eğitime yatırımı da öldürüyor. Bir hikaye anlatayım: İK'dan sorumlu bir genel müdür yardımcısı CEO'ya "arkadaşlara eğitim aldırmamız lazım" diyor. CEO "iyi aldıracağız, bir kısmı bir süre sonra nasılsa gidecek, niye eğitim aldırayım" diyor. İK yöneticisi de şöyle cevap veriyor: "Eğitim aldırmayıp burada kalanlar da olacak." İşte bu cümle her şeyi özetliyor. Evet, bazıları gidecek, kimse sizin malınız değil. Ama kalanlar kalifiye olsun, işi iyi yapsın istiyorsanız yatırım yapmanız gerekiyor.

Mentorluk da bir müessesedir, kuralları teknikleri vardır. "Bir şey biliyor olmak" ile "onu öğretebilmek" farklı şeyler. Senior'lara mentorluk yapmayı sistematik olarak öğretebilirsiniz, ben bunu IT ekipleri için yapıyorum. Reklam sektöründe böyle bir gelenek görmedim ama olmaması için hiçbir sebep yok.

Z kuşağını gerçekten anlayan bir şirket var mı

Bana sorarsanız, dünyada ya da Türkiye'de gerçekten Z kuşağını anlayıp ona göre çalışma ortamı kuran bir şirket duymadım. Herkes şikayet ediyor, "bunlar sadık değil, hemen gitmek istiyor" diyor ama kimse gerçekten anlamaya çalışmıyor. Onlar çalışmak istemiyor değil, senin kurduğun düzende çalışmak istemiyorlar, yeni bir düzende çalışmak istiyorlar. Söyledikleri şey eski paradigmaları çok kötü bozuyor, o yüzden dinlemek işine gelmeyen otorite sahiplerine zor geliyor.

Bir yönetici kendinden daha iyi insanlarla çalışmalı, onun önünü açmalı, onunla rekabet etmemeli. Eğer bir çalışanınızla rekabet ediyorsanız, hâlâ onun seviyesinde iş yapıyorsunuz demektir.

Beyaz yakalıların örgütlenmesi

Son bir şey söyleyeceğim: Türkiye'de beyaz yakalıların bir örgütlenmeye ihtiyacı var, bu sendika demek değil. İyi bir ilk örnek hiç ummadığım bir yerden geldi, reklamcılardan. Reklamcılar Platformu'nu takip ediyorum ve destekliyorum, yolun başındalar ama günün ruhuna çok uygun bir şey yapıyorlar. Umarım diğer sektörlere de örnek olurlar.

Reçete

Eğer bir ekip yönetiyorsanız, kalanlar için sistematik bir mentorluk programı kurun, senior'lara öğretmeyi öğretin. Yapay zekayı bir tehdit olarak görmek yerine kendinize sorun: "onu yöneten kişi ben olabilir miyim?" Ve Z kuşağından şikayet etmeden önce, onları gerçekten anlamak için tek bir somut adım attınız mı, yoksa sadece kendi paradigmanızı mı dayattınız?

Sizin şirketinizde, işten ayrılacağı bilinen birine bile yatırım yapan bir kültür var mı, yoksa "nasılsa gidecek" mantığı mı hâkim?