Gelen sorulardan biri şuydu: "İşe yeni başlayan bir junior olarak yalaka etiketi yemeden nasıl güven inşa edebilirim? Özveriyle yalakalık arasındaki çizgi ne kadar ince?"

Yalaka etiketinden korkmak, aslında ortamla ilgili bir şey söylüyor

Önce şunu sordum kendime: bu kişi neden "özverili davranırsam yalaka denir" diye düşünüyor olabilir? Muhtemelen dördüncü madde, yani özen gösterme konusunda, belki yöneticisi orada değilken onun hakkını korumaya çalışırken böyle bir yafta yiyebileceğini sezmiş. Bu ortamda ona öyle bir şey denebileceğine dair bir koku almış. Bu da bana o ortamın çok temiz bir yer olmadığını söylüyor. Çünkü öyle bir ortamda kardeşim ne yapsan yaftalanabilirsin, yalaka değilse tembel, tembel değilse çok konuşuyor.

Amerikan filmlerindeki gibi "kendin ol, sonunda kazanırsın" öğüdü vermek istemiyorum çünkü gerçek hayat öyle basit değil. Ama önerim şu: ufak, yönetebileceğin, sonradan başına büyük iş açmayacak bir kırılganlığından bahsedebilirsin, mesela bir ekip toplantısında. Sonra bakarsın, o kırılganlığı sana karşı mı kullanıyorlar, yoksa sarıp sarmalayıp destek mi oluyorlar? Kötü şeyler yapmaya kalkarlarsa zaten güvenilir bir yer değildir. Sarıp sarmalarlarsa, muhtemelen "yalaka" kaygıların da gerçekleşmez.

Kime güvenip güvenemeyeceğini nasıl anlarsın

Bir başka soru buna yakındı: yeni bir iş yerinde kime güvenip güvenemeyeceğimizi anlamanın yöntemleri var mı? Burada dört maddeye bakılabilir: Özü sözü bir mi, yani kafasının arkasında bir ajanda yok mu, açık mı konuşuyor? Söz verdiği şeyi yapıyor mu? İşinde yetkin mi? Ve önem, özen gösteriyor mu? Eğer sadece profesyonel bir iş arkadaşlığı kuracaksanız yetkinlik ve söz tutma yeterlidir. Ama gerçekten arkadaş olmak istiyorsanız dördüncü maddeye, özen ve öneme daha çok bakmalısınız. Doğum gününü unutmasın istersiniz, zor gününüzde yanınızda olsun istersiniz.

Benim bildiğim en iyi yöntem çok ilkel: birlikte yemek yemek. Yemek yerken özümüze dönüyoruz. Ortak noktaları bulmaya çalışmak, iş dışında bir şeyler konuşmak, kimi arkadaş edinebileceğinizi, edinemeyeceğinizi anlamanın en pratik yolu bu. Uzaktan çalışırken bu ilişkiyi kurmak daha zor, biliyorum, ama başka bir yöntemim yok.

Aşırı güven de bir dert

"Bana duyulan güven fazla gelebilir mi, bununla nasıl baş edilir" diye bir soru geldi. Bu sorumluluk hissi yaratıyor: o sorumluluğu yerine getiremeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz, kendinizi yeterli görmüyor musunuz? Bir de şunu düşünürüm: birisi size fazla yük bindirdiyse, aslında fazladan iş mi çakıyor size, "güveniyorum" ayağına? Burada kendi sınırlarınızı çizmekte fayda var. "Bu çizgiden ötesi benim için fazla" diyebilmelisiniz. İş hayatında "bunu istemiyorum" dediğinizde yöneticinin "biz sana güveniyoruz, sen işten mi kaçıyorsun" gibi bir psikolojik baskı kurma ihtimali var, ama yine de çizgiyi çizmekte fayda var. Karşı tarafta yarattığı etkiyi söyleyin: "bu beni strese sokuyor, yapabileceğimden fazla bir sorumluluk bu" diye paylaşabilirsiniz.

BCC: dijital Brütüslük

Son olarak, mesajlarda BCC kullanımı hakkında ne düşündüğüm soruldu. BCC'nin, yani gizli kopyanın, teknik bir kullanımı var: bir tanıştırma sonrası artışan yazışmadan araya giren kişiyi nazikçe çıkarmak gibi. Ama sorulan kullanım o değil. Aranızda bir yazışma var, biri sizinle ilgili bir sorunu, sizin haberiniz olmadan, gizlice bir üçüncü kişiye, mesela yöneticinize, BCC ile gösteriyor. Bu, karşı tarafın haberi olmadan onu ele vermek. Buna Brütüslük demek bile azını söylemek olur, bu şerefsizlik. Kullanılabilecek bir yöntem ama böyle bir amaç için asla doğru değil.

Reçete

Yeni bir yerde güven inşa etmek istiyorsanız, büyük bir jestle değil, küçük bir kırılganlıkla başlayın ve tepkiyi izleyin. Kime güveneceğinizi anlamak için yemek masasına oturun, orada gördüğünüz açıklık ya da kapalılık size çoğu toplantıdan daha fazla şey söyler. Ve size aşırı bir sorumluluk yüklendiğini hissediyorsanız, "bu çizgiden ötesi fazla" cümlesini söylemekten çekinmeyin.

Siz son ne zaman bir iş arkadaşınıza küçük bir kırılganlığınızı açtınız da karşılığında ne aldığınızı gördünüz?