Yazılar
Yurt Dışına Kaçmadan Önce Bilmen Gereken Kültürel Şok Eğrisi
Son dört beş senede dört yüz beş yüz bin kişi kadar insan Türkiye'den çıkıp gitti. Yurt dışına taşınan Türklere koçluk da yapıyorum, gitmeye karar verenlere hep aynı soruyu sorarım: neden gidiyorsun? Genelde gelen cevap şu, "bu ülke yaşanmaz, tek hayatım var, burada mı geçireceğim." Bunlara söyleyecek çok bir şeyim yok, haklı gerekçeler bunlar. Ama sonra bir soru daha sorarım, gittiğinde karşılaşacağın zorluklara ne kadar hazırsın? Genelde buna bir cevap yok.
Göçmen olmak demek
Şirketin seni Londra ofisine transfer ediyorsa bu iyi bir hikaye, ama sayısı çok yüksek değil. Çoğu kişi Ankara Anlaşması'yla ya da vizeyle kendi başına gidip "iş bulurum" diyerek çıkıyor. İşte en büyük hayal kırıklığını burada görüyorum. Çünkü gittiğin an göçmen oluyorsun. Buradaki bir Suriyeli sana nasıl görünüyorsa, sen de orada öyle görünüyorsun. Sosyal katmanlar arasında burada bir yer elde etmişsin, gittiğinde o katmanın içinde olacağını sanıyorsun ama öyle olmuyor.
"Boğaziçi'nde okudum, dünya vatandaşıyım" diye düşünenler özellikle şaşırıyor. Dünya vatandaşlığı diye bir şey yok aslına bakarsanız. İngiltere'ye gittiğinde oradaki adamın işini paylaşmaya geliyorsun, o taraftan bakıldığında durum bu.
Kültürel adaptasyon eğrisi
Norveçli sosyolog Sverre Lysgaard, 1955'te Amerika'ya giden bir grup üzerinde araştırma yapmış ve bir eğri çıkartmış. İlk aşama balayı. Her şey güzel, herkes birbirine günaydın diyor, medeni bir yerdesin sanıyorsun. Sonra hayatın gerçekleriyle yüzleşiyorsun, küçük ya da büyük bir olay tokat gibi çarpıyor suratına. O andan itibaren kültürel şok başlıyor ve bu altı dokuz ay arası sürüyor.
Bana koçluk için gelenler genelde tam bu dip noktasındayken geliyor. Soru hep aynı, "Türkiye'ye dönsek mi, burada mı kalsak?" Kültürel şoktan sonra adaptasyon başlıyor, yavaş yavaş yukarı çıkıyorsun. Ama geldiğin ülkedeki duygu durumuna, yeni ülkende yeniden ulaşman ortalama otuz altı ay sürüyor. Yani dört yılını vermen gerekiyor bu işe.
Asimile olanlar ve arada kalanlar
Gidenler arasında iki grup görüyorum. Bir grup geçmişini tamamen bırakıp asimile oluyor, o kültürün içinde kendi mutlu düzenini kuruyor. Bir grup da arada kalıyor, iyi okullardan mezun ama Türkçe konuşabilmek için bulduğu üç Türk'le çiğ köfte partisine gidiyor, Türkiye'yi konuşup duruyor. Arada kalanlar en çok zorlanan grup. Eğer asimile olmaya niyetliysen git, ama arafta kalacaksan hazırlıklı ol.
Çocuklarım için gidiyorum cümlesi
Bunu çok duyuyorum ve içim sızlıyor açıkçası. Muhafazakar bir tanıdığım çocuğunu Londra'da yatılı okula gönderdi. Çocuk bir gün "baba bize okulda İncil okutuyorlar, Kur'an'dan daha akıllıca geldi bana" dedi. Bu tür şeyler yaşanabiliyor. Çocuklar analarından babalarından çok daha hızlı entegre oluyor, ama siz buna hazır mısınız, o ayrı bir soru. Tek referans "çocuklarım için" ya da "en azından daha medeni bir yerde yaşarız" olmamalı, bu biraz kaçmak gibi geliyor bana.
Reçete
Gitmeyi düşünüyorsan üç şeye bak. Bir, ülkeyi seçerken aile durumuna ve yaptığın işin orada bir karşılığı olup olmadığına bak, çünkü lokal meslekler her yerde geçmiyor. İki, dört yıllık bir uyum sürecine hazır mısın, hazırsan git. Üç, gidiş sebebin sadece kaçış mı, yoksa oraya doğru bir çekim mi? İkisi çok farklı sonuçlar veriyor.
Sen gitme sebebini "buradan kaçmak" olarak mı yazıyorsun, yoksa "oraya doğru" olarak mı?